Anasayfa   Forum   Haber   Resim   Video   İletişim   
Iğdır Lisesi 1986 Yılı Mezunları Ankara’da Buluştu  |  Trabzon'da Kürt Bölgesel Bayrağı Takan Turistlere Linç Girişimi!  |  17 Kişinin Can Verdiği Iğdır Plakalı Minibüse 57 Kişi Bindirilmiş  |  Giderleri Tıkayacak Atıkları Atmayanız!  |  CANER BALIĞI ÜRETİMİ YAPILABİLİRLİĞİ  |  KARAKUŞ AİLESİNDEN TEŞEKKÜR MESAJI  |  PATATES HASADINA BAŞLANDI  |  HAVA KALİTE ÖLÇÜM CİHAZI  |  IĞDIR ÜÇ YIL ÖNCE YÜKSEL BABAL'SIZ 15 TEMMUZU YAŞASAYDI  |  PRATİK KAYISI TOPLAMA ARACI  |  
Forum  Köşe Yazıları Akay Aktaş NUHUN GEMİSİ OPERASYONLARI

NUHUN GEMİSİ OPERASYONLARI


akayhoca
Seviye  Yönetici
Toplam Puan: 0
Giriş Sayısı: 247
Konu: 216
Cevap: 0
Bu Konu 98 gün önce eklendi

NUHUN GEMİSİ OPERASYONLARI

NUHUN GEMİSİ OPERASYONLARI

ASLAN BULUT

27/04/2010 Yeniçağ Gazetesi

Çinli ve Türk bir grup araştırmacı, Nuh’un Gemisi’ni Ağrı Dağı’nda bulduklarını iddia etti. Türk gazeteleri de bu iddiayı gündeme getirdi!
Yıllar önce de Ermeni diasporasının parasıyla, “İncil’i Araştırma Enstitüsü” kuran İngiliz Michael Sanders, “Cennet Ağrı dağının eteklerindedir” iddiasını öne sürmüştü. Türk medyası, bu uydurma haberi, kamuoyuna, turist getirecek bir mucize gibi sunmuştu.
Biz o dönemde, konuyu Kurultay gazetesinde ayrıntılı olarak incelemiş, daha sonra bu yazıya “Gizli Ermeniler” kitabımızda da yer vermiştik.
***
Ermeni iddiaları, bütün Batı Dünyası’nın maddi ve manevi desteğiyle sürdürülmektedir. Ermeni iddialarına dayanak oluştursun diye uydurma tarih tezleri üretilebilmektedir.
Ağrı dağı ile ilgili iddialar hakkında dönemin Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, “Bu iddialar İsrailiyat, yani tahrif edilmiş Tevrat kaynaklıdır ve bilimsel temeli yoktur. Kuran’a göre Adem ve Havva başka bir gezegene yani dünyaya gönderilmiştir. Dolayısıyla cennet, bu dünyada aranmaz. Peygamberimiz İsrailiyat konusunda dikkatli davranmamızı buyurmuştur” diye konuşmuştu.
Prof. Dr. Mümin Köksoy ise Yeni Avrasya Dergisi’nden Meltem Karaman’a yaptığı açıklamada şöyle demişti:
“Her yıl Amerika’dan, Avrupa’dan heyetler halinde ziyaretçiler geliyor. Bunların masrafları oradaki Ermeni cemaatleri tarafından karşılanıyor ve onlar Ağrı dağını, efsanevi, kendilerine has bir dağ olarak kabul ediyorlar. Nuh’un gemisinin oraya konduğunu iddia ediyorlar. Buna delil olarak İncil’deki Ararat kelimesini gösteriyorlar. Ararat da bugün Batı literatüründe Ağrı dağı olarak gösteriliyor.
Kuran’da ise Nuh’un gemisinin Cudi dağına konduğu yazıyor. Şöyle bir psikolojik savaş yürütüyorlar:
Eğer, Nuh’un gemisinin Ağrı’ya konduğunu ispatlarlarsa, ‘Kuran’ın söylediği yanlış, İncil ve Tevrat’ın söylediği doğrudur’ tezi kazanacak!
Ayrıca Ermeniler, Nuh peygamberi millileştirmiş olacaklar ve ona sahiplenecekler. Bize göre ise onlar bütün insanlığın peygamberleri.
Hz Musa’nın Yahudileri bir araya topladığı gibi, Hz. Nuh’un da Ermenileri toplayacağına inanıyorlar. Peki nerede toplayacaklar? Diyorlar ki, ‘Nuh, bizim peygamberimiz, Ağrı da onun gemisinin konduğu dağ. O zaman bütün dünyadaki Ermeniler, Nuh peygamber etrafında ve Ağrı coğrafyası etrafında toplansınlar’.
Ağrı dağı üzerinde hak iddia etmek, ‘burası bizim kutsal yöremizdir’ demek için yapıyorlar bunu. Amaç tamamen siyasi ve stratejik...
Müslümanlar, İsrailiyata dayanan bu iddiaları bilmeden kabul ediyor. Bu da bir psikolojik savaş; Hıristiyanlık ve Tevrat’ın İslamiyet’e nüfuzu sonucunu doğuruyor.
Bir defa Mezopotamya’da, M.Ö. 3000-3500’de Türklükle ilişkisi olan Sümerler yaşıyor. Mısır medeniyeti var, İç Anadolu’da Etiler var. Van ve Ağrı yöresinde ise ilkel topluluklar var. “Urartu” dağlık bölge demektir. Urartu, Ararat, Judi veya Cudi aynı anlama geliyor. Hepsi, ‘yüksek memleket, dağ’ anlamına geliyor. Ermeniler bunu Ağrı için kullanıyor. Araplar, Yukarı Mezopotamya’nın en yüksek bölgesine Judi (Cudi) demiş. Tufan ise Kuzey Mezopotamya’da meydana gelmiş. Gemi de Cudi’de durmuş. Ama dağın tepesinde gemi durur mu? Bir su göletinde suların çekildiğini düşünün, gemi en yüksek yerde değil, en düşük yerde durur. Demek ki, Kuran’da ‘Cudi’de durdu’ denilirken ‘Cudi yöresinde durdu’ denilmiş oluyor. Bu da bana göre Cizre’dir. Sonuçta, Tufan bölgesinin Ağrı dağına yöneltilmesi, bir Ermeni oyunudur sonucu çıkıyor.”

Prof. Dr. Mümin Köksoy “Nuh Tufanı bölgesinin Ağrı dağına yöneltilmesi, bir Ermeni oyunudur” dedikten sonra devam ediyor:
“Bir defa Sümerler’e ait Tufan menkıbesi, Nuh’un gemisinin Cudi yöresinde olduğunu ispatlar. Bu belge, çivi yazısı ile yazılmıştır. Kesin olarak Sümerce yazıldığı bilinen metin Kuran üslubuna benzemektedir. Belki de bu metin Nuh’a indirilen ayetlerdir. Jeolojik araştırmalar da tufanın Cizre’de olduğunu gösteriyor. Bölgede duvar gibi bir doğal baraj yıkılıyor ve tufan oluyor. Bölgede, Nuh’un çocuklarının adıyla anılan köyler var, yatırlar var, efsaneler, halen yaşatılan gelenekler var. Gemiden çıkan 80 kişi Kuran’da Semanin diye geçiyor. Cizre’de Semanin köyü var! Dicle’nin batısında Nuh’un oğlunun adını taşıyan Yafes (Kasandela) köyü var. Bir banyo küvetinin içine su doldurun, içine de tümsekler yerleştirin ve bir maket gemi koyun. Suyu boşaltın, göreceksiniz ki, gemi tümseklerden birinin üzerine değil, dibe oturmuştur. Nuh’un gemisi de Cudi dağının dibine oturmuştur. Orası da Cizre civarında bir yerdir. Kuran’da ‘Sizi bereketli bir toprağa indireceğim’ diyor. Dağın tepesinde bereketli toprak olur mu? ’Güvercin gönderdim, ağzında zeytin dalı ile geldi’diyor. Soğuk dağ ikliminde, Ağrı ve çevresinde zeytin olur mu?
Gemi dedikleri lav akıntıları çıktı!
Hz. İbrahim, Hz. Nuh’un torunudur, Urfa’da yaşadığı yer belli. Ağrı dağına nasıl götürüyorsun onu? Amerikalı veya İngiliz, bütün araştırmacıların iddialarının tamamı yalan, sahte ve kandırmacadan ibarettir. ‘Ağrı’da bulduk’ dedikleri gemiye benzer görüntülerin, volkanik lav akıntıları olduğu bilimsel olarak ispat edildi.”
Prof. Dr. Mümin Köksoy’a göre, Ermeniler, “Cennet Bahçeleri Ağrı’da” veya “Nuh’un gemisi Ağrı’da” gibi yalan yanlış, saçma sapan, uydurma hikayeler ve sahte bulgularla temelde üç hedefe ulaşmak istiyor:
“1- ‘Kuran yanlış, İncil ve Tevrat doğru’görüşünü kabul ettirerek, ana dilden sonra Türk Milleti’ni bir arada tutan en güçlü bağ olan dini ve manevi bağları zayıflatmak,
2- Dünyanın dört bir yanına dağılmış ve ana dillerini kaybetmek üzere olan Ermeni camiasını, hiç olmazsa güçlü bir dini ve manevi efsane etrafında birleştirerek dağılıp yok olmalarını önlemek,
3- ABD, AB, İtalya ve Fransa’nın çanak tuttuğu, hatta son olarak Fransa’nın yasalaştırdığı sözde ’Ermeni soykırımı’iddialarını genişleterek, sözde vaat edilmiş topraklar iddiasıyla Ağrı dağı merkezli olarak Doğu Anadolu’dan toprak talep etmek.
Bunlara karşı devletçe, milletçe çok uyanık olmamız gerekir. İş işten geçtikten sonra ah vah etmenin bir yararı yoktur.”
***
Ağrı dağı, kimliği yok olmak üzere olan Ermenileri toparlayabilmek için Ermeni diasporası adına İngilizler ve Amerikan kaynaklı tarikatların uydurduğu efsanelere konu oluyor. Son uydurma da Evangelist bir tarikata ait.
Üzücü olan, Yeniçağ, Radikal ve Yenişafak gibi birkaç gazete dışında Türk medyasının bu tür haberleri ihtiyatla karşılamak yerine, her defasında “Dünyada 2 milyar Hıristiyan var, Türkiye turizm patlaması yaşayacak, Türkiye’nin önü açılacak” ifadeleriyle kamuoyuna sunması.
Ağrı dağını, bir Türkmenistan yolculuğu sırasında havadan seyretmiştim. Ağrı dağı, yalan dolanla sahiplenilecek gibi değil, yürekli bir milletin elinde olmakla başı dik ve mutlu görünüyordu.




Tarih  :  13 Nisan 2019        Okunma  :  480        Yazan  :  akayhoca

Spacenuke Spacenuke Facebook Facebook Twitter Twitter FriendFeed FriendFeed

Konuya Cevap Yaz