Anasayfa   Forum   Haber   Resim   Video   İletişim   
DUYURU: SEVGİLİ VE DEĞERLİ OKUYUCULARIM  |  TBB Ve 80 Barodan Ortak Basın Açıklaması  |  Iğdır Belediyesin de Ağır Ve Tehlikeli İşlerde Çalışan Personellere  |  AĞRI DAĞI BEYAZ GELİNLİĞİNİ GİYDİ  |  TANDIRA DÜŞEN ÇOCUK FENA HALDE YARALANDI  |  DSİ'YE KADROLU İŞÇİ ALIM İLANI  |  Kışlık Çiçekler İle Oturma Bankları Park Ve Bahçelere Bırakıldı  |  I.Uluslararası 20. Yüzyılın ilk Yarısında Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu Sonuç Bildirgesi:  |  Seramik, Cam ve Çinicilik Atölyesi Üretime Başladı  |  Sanayi Sitesi Esnafı Eş Başkanlarına Teşekkür Ziyaretinde Bulundular  |  
Forum  Köşe Yazıları Akay Aktaş  ARABİ KAFALARIN HEP HEDEFİNDE OLDUM

ARABİ KAFALARIN HEP HEDEFİNDE OLDUM


akayhoca
Seviye  Yönetici
Toplam Puan: 0
Giriş Sayısı: 271
Konu: 233
Cevap: 0
Bu Konu 123 gün önce eklendi

ARABİ KAFALARIN HEP HEDEFİNDE OLDUM

ARABİ KAFALARIN HEP HEDEFİNDE OLDUM

14/08/2019

Atatürk Lisesi.Okul sonu.Yazılılar bitmiş.Tatil ve ayrılık havasına girmiş öğrenciler. Hatıra ve şiir defterlerini birbirlerine verip bir anı yazmalarını istiyorlar. Tabii öğretmenlere de.
6 Ed. Öğrencilerimden Hanım bir kız defterini getirdi yazmamı istedi.
Tarihi tam hatırlayamıyorum. Ama 1980 lı yılların sonu olsa gerek.
Daha devlet çarkına badem bıyıklılar, türbanlılar, Atatürk ve rejim karşıtları doluşmamış ve fakat münferit de olsa, tek tük de olsa yasakları, yasaları delmeye çalışan militanca girişimler oluyor. Iğdır kaymakamı da o tarihte badem bıyıklı birisi. Eşi öğretmen ve Hint modeli türban takıyor. Kaymakam eşi olduğu içinde kimseler bir şey diyemiyor.
Bizim okuldan işgüzar, dindar geçinen, tam anlamıyla kişiliksiz ve Şiilikten Sünniliğe geçmiş bir kahraman hemşerimiz, benim öğrencimin defterine yazdığım yazının fotokopisini alıp Kaymakam'a götürüp, beni jurnalliyor.
Bunlar son derece a sosyal tipler oldukları ve her şeyi de cinselliğe indirgedikleri için, günah ve yakışıksız buluyor aklınca.
Dersteydim. Hem de aynı sınıfta. 6 Edebiyatta yani. Hademe dersin ortasında kapıyı çalıp içeri girdi ve beni okul müdürünün çağırdığını söyledi. Olağandışı bir şey olmasa öğretmeni derste kimse çağırmaz diye gittim müdür beyin yanına.
-Hocam kaymakamlıktan telefon ettiler. Kaymakam bey acil seni istiyor.
Bisikletime binip kaymakamlığa geldim. Tahrirat katibi beni hemen makama aldı. Üzerimde yaz olması nedeniyle, açık krem rengi takım elbise, ona uyumlu gömlek ve kravat var. Renk armonisi tamam açıkçası.
Yaz mesaisine geçilip de kravat takılma zorunluluğu olmamasına rağmen ben öğrencilerimin karşısına hep kravatlı çıktım.
Makama girince kendimi takdim ettim.
-Atatürk Lisesinden Öğretmen Akay Aktaş. Kılık kıyafetimi ve usule uygun girişimi ve takdimimi yadırgadığı her halinden belli olan kaymakam, önce evli olup olmadığımı sordu. Evli ve üç çocuk babası olduğumu söyledim. Buyur etmedi. Ben de oturamadım doğal olarak. Beni yanına çağırdı. Gittim. Çekmecesinden fotokopi olan iki sayfa yazıyı çıkarıp gösterdi. Sordu,"- Bunu sen mi yazdın?" diye. Yazı benimdi.O kızın defterine yazdığım yazıydı.
-Evet ben yazdım deyince sorgulamak istedi. Niye yazdınız, dedi.
-Pardon anlayamadım,
-Neyi anlamadınız.
-Böyle bir soruyu sorma hakkınızı anlayamadım. Bu öğrencimizin velisi, babası olmadığınıza ve şu anda da resmi bir soruşturma yapılmadığına göre...
Tepkime ve yasal ve ailevi olarak sınırı aştığının farkına vardı.
-Buyurun oturun hocam, konuşalım dedi. İhtiramı bozmadan oturdum ama gerilmiştim. Kaymakam olmak bu hakkı ona vermediği gibi yöntemi de yanlıştı. O da sert kayaya çarptığının farkına varmış ve ortamı yumuşatmaya çalışıyordu.
-Sayın Kaymakam okul sonu. Bunlarda son sınıf öğrencileri.Bir daha kim bilir nerede görüşeceğiz. Öğrenciler adeta bir gelenek ve zorunlulukmuşçasına hatıra ve şiir defterlerine arkadaşlarından ve benim gibi diyalogları iyi olan öğretmenlerden rica ediyorlar. Yalnızca bu öğrenciye değil, bütün okulda yüzü aşkın bu tür anılar, şiirler öğrencilerin isteklerine uyarak yazdım.
Yazdığım iki şiire konuyu getirerek peki neden bu şiirleri yazdınız.
Şiirin biri Fuzuli'nin" Meni candan usandırdı yâr cefadan usanmaz mı " gazeli ile Victor Hügo'nun pek ünlü ve dünyanın bana göre en duygulu şiiri "Dilenci" yi yazmıştım.
Soru yine pek ilkel ve yadırgatıcı olmakla birlikte polemiğe girmeksizin açıkladım.
-Sayın Kaymakam Fuzuli'nin o gazelini ders kitaplarında okutuyoruz zaten. Diğer şiirde Victor Hügo'nundur. Yani liseyi bitirmek üzere olan bir öğrencinin defterine Plevne Marşı mı yazacaktım.
Uzaylı imişim gibi bana tuhaf tuhaf baktı ama hakkımı de teslim ederek:
-Haklısınız, gidebilirsiniz dedi.
Okula döndüğümde bu olayı öğrencime anlattım. Hangi öğretmenin işgüzarlık yaptığını hemen anladı. Bana :
-Hocam üzülmeyiniz. Ben istedim siz de yazdınız. Siz bizim için son derece hürmete layık birisiniz diyerek teselliye çalıştı. Gidip konuyu babasına anlatıyor. Babası okula gelerek o öğretmeni rezil rüsva etti ve gelip benden de özür dilemek istedi de. Ne kendisinin ne de kızının hiç bir olumsuzluğu ve günahı olmadığını dilimin döndüğü kadar anlattım.
O kafa şimdi bürokrasinin, ekonominin, siyasetin her yanında ve görüyorsunuz ne cevherler yumurtluyorlar.
Ama helal olsun onlar adım adım anti laik, anti çağdaş,anti demokrat ve Atatürk karşıtlığını -mücadelesini her vesile ile verirlerken, bizler ise ATAM izindeyiz dedik. İzne çıktık ve iznimiz hala devam ediyor.
Dolayısıyla yakınmaya hiç mi hiç hakkımız yok.


İZİN'DEYİZ

Uygarlıktan çabuk bıktık
Sen ne yaptıysan biz yıktık
Bir izne çıktık pir çıktık
Ata'm bizler izin'deyiz!..



Esnaf, tüccar, memur, hekim
Avukat, mübaşir, hakim
Çalışmayı düşünen kim
Ata'm bizler izin'deyiz!..



Sen var ettin bizi yoktan
İzini yitirdik çoktan
Yay bir kere çıktı oktan
Ata'm bizler izin'deyiz!..



Boşa gitti alınteri
Kaldık cihanda en geri
Can verdiğin günden beri
Ata'm bizler izin'deyiz!..

Ümit Yaşar Oğuzcan




Tarih  :  14 Ağustos 2019        Okunma  :  616        Yazan  :  akayhoca

Spacenuke Spacenuke Facebook Facebook Twitter Twitter FriendFeed FriendFeed

Konuya Cevap Yaz