Anasayfa   Forum   Haber   Resim   Video   İletişim   
DUYURU: SEVGİLİ VE DEĞERLİ OKUYUCULARIM  |  TBB Ve 80 Barodan Ortak Basın Açıklaması  |  Iğdır Belediyesin de Ağır Ve Tehlikeli İşlerde Çalışan Personellere  |  AĞRI DAĞI BEYAZ GELİNLİĞİNİ GİYDİ  |  TANDIRA DÜŞEN ÇOCUK FENA HALDE YARALANDI  |  DSİ'YE KADROLU İŞÇİ ALIM İLANI  |  Kışlık Çiçekler İle Oturma Bankları Park Ve Bahçelere Bırakıldı  |  I.Uluslararası 20. Yüzyılın ilk Yarısında Türk-Ermeni İlişkileri Sempozyumu Sonuç Bildirgesi:  |  Seramik, Cam ve Çinicilik Atölyesi Üretime Başladı  |  Sanayi Sitesi Esnafı Eş Başkanlarına Teşekkür Ziyaretinde Bulundular  |  
Forum  Köşe Yazıları Akay Aktaş HEDEF ATATÜRK

HEDEF ATATÜRK


Gmurgul
Seviye  Yönetici
Toplam Puan: 0
Giriş Sayısı: 118
Konu: 108
Cevap: 0
Bu Konu 1 yıl önce eklendi

HEDEF ATATÜRK

HEDEF ATATÜRK

03/09/2019

Diyanet İşleri Başkanlığı 30 Ağustos Hutbesinde Atatürk’ün adını anmamış.
Bu, olağanüstü bir olay değil ki...
Siyasal İslamın hedefinde Atatürk hep oldu.
Meselenin kökü 1950’li yıllara dayanır.
O yıllarda başını Mısır’ın çektiği Arap ülkeleri İsrail’e yenilmişti. Bu yenilgiye karşın Arap milliyetçiliği (Baas) gücünü koruyordu ve yeni ittifaklar gerçekleştiriliyordu. Vaşıngton’dakiler bir şey keşfettiler: Arapların direncini sağlayan “İslamiyet” değil, milliyetçilikti. İngiliz marifetiyle kurulan yapay devlet Suudlar devreye sokuldu. Pakistan’dan tutun Türkiye’ye kadar bütün İslam âlemine “Rabıta (Rabıta-tül İslam)” aracılığıyla para göndermeye başladılar. “Yardım”, camilere gönderiliyor, bu mekânlarda selefiliğin propagandası yapılıyordu. Sırası gelmişken-kanıt kabilinden-hatırlatalım. Refah Partisi/Erbakan döneminde çuvallarla gönderilen Suud Dolarının paylaşımında anlaşmazlık çıkmıştı da bu olay gazetelere yansımıştı. Yine “rabıta”yı gün yüzüne çıkaran Uğur Mumcu’nun öldürülmesi bu meseleye dayandırılır.
ABD’nin “ılımlı İslam” projesi, “cami cemaati” yoluyla yıllar yılı gelişti, büyüdü. Hedef, İslam ülkelerindeki anti-emperyalist ulusçu hareketi zayıflatmaktı. Bu bağlamda Cumhuriyet Türkiye’si ve kurucu önder Atatürk baş hedefti. Çünkü Türkiye, Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen devrimlerle ümmetçiliğin panzehiri ulus-toplumu yaratmıştı. Yıllar içinde Suud Dolarları cemaat toplumculuğunu güçlendirmiş, paralelindeki siyasal İslamı iktidara taşımıştı.
Ümmet siyaseti, “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık” noktasına vardığında, ayaklar suya ermiş; Siyasal İslamın BOP Projesi çerçevesinde Ortadoğu’da Türkiye gibi, Mısır gibi ümmetçilik karşıtı laik ülkelerin yapısını değiştirerek, İsrail’in işini kolaylaştırmak olduğu dillendirilmeye başlanmış oldu. Şimdilerde artık anlaşılmıştır ki, ülkücü/İslami güçlerin yaptığı soğuk savaş döneminde ortaya atılan “komünizmle mücadele” değil, baştan beri Atatürk ve O’nun kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Ancak hesaba katılmayan Atatürk’ün ve O’nun modern Türkiye idealinin ulusun kalbinde ne denli kök saldığıdır. Bu gerçek son İstanbul seçimlerinde kanıtlanmış ve Siyasal İslam bundan sonraki hamleleri için bir adım geri çekilmiştir. Mücadele bundan sonra da modernistler ve Selefi yandaşları arasında sürecek, ta ABD etkisi gücünü tüketinceye dek.

Diyanet İşleri Başkanlığı 30 Ağustos Hutbesinde Atatürk’ün adını anmamış.
Bu, olağanüstü bir olay değil ki...
Siyasal İslamın hedefinde Atatürk hep oldu.
Meselenin kökü 1950’li yıllara dayanır.
O yıllarda başını Mısır’ın çektiği Arap ülkeleri İsrail’e yenilmişti. Bu yenilgiye karşın Arap milliyetçiliği (Baas) gücünü koruyordu ve yeni ittifaklar gerçekleştiriliyordu. Vaşıngton’dakiler bir şey keşfettiler: Arapların direncini sağlayan “İslamiyet” değil, milliyetçilikti. İngiliz marifetiyle kurulan yapay devlet Suudlar devreye sokuldu. Pakistan’dan tutun Türkiye’ye kadar bütün İslam âlemine “Rabıta (Rabıta-tül İslam)” aracılığıyla para göndermeye başladılar. “Yardım”, camilere gönderiliyor, bu mekânlarda selefiliğin propagandası yapılıyordu. Sırası gelmişken-kanıt kabilinden-hatırlatalım. Refah Partisi/Erbakan döneminde çuvallarla gönderilen Suud Dolarının paylaşımında anlaşmazlık çıkmıştı da bu olay gazetelere yansımıştı. Yine “rabıta”yı gün yüzüne çıkaran Uğur Mumcu’nun öldürülmesi bu meseleye dayandırılır.
ABD’nin “ılımlı İslam” projesi, “cami cemaati” yoluyla yıllar yılı gelişti, büyüdü. Hedef, İslam ülkelerindeki anti-emperyalist ulusçu hareketi zayıflatmaktı. Bu bağlamda Cumhuriyet Türkiye’si ve kurucu önder Atatürk baş hedefti. Çünkü Türkiye, Kurtuluş Savaşı ve onu izleyen devrimlerle ümmetçiliğin panzehiri ulus-toplumu yaratmıştı. Yıllar içinde Suud Dolarları cemaat toplumculuğunu güçlendirmiş, paralelindeki siyasal İslamı iktidara taşımıştı.
Ümmet siyaseti, “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık” noktasına vardığında, ayaklar suya ermiş; Siyasal İslamın BOP Projesi çerçevesinde Ortadoğu’da Türkiye gibi, Mısır gibi ümmetçilik karşıtı laik ülkelerin yapısını değiştirerek, İsrail’in işini kolaylaştırmak olduğu dillendirilmeye başlanmış oldu. Şimdilerde artık anlaşılmıştır ki, ülkücü/İslami güçlerin yaptığı soğuk savaş döneminde ortaya atılan “komünizmle mücadele” değil, baştan beri Atatürk ve O’nun kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Ancak hesaba katılmayan Atatürk’ün ve O’nun modern Türkiye idealinin ulusun kalbinde ne denli kök saldığıdır. Bu gerçek son İstanbul seçimlerinde kanıtlanmış ve Siyasal İslam bundan sonraki hamleleri için bir adım geri çekilmiştir. Mücadele bundan sonra da modernistler ve Selefi yandaşları arasında sürecek, ta ABD etkisi gücünü tüketinceye dek.




Tarih  :  3 Eylül 2019        Okunma  :  1084        Yazan  :  Gmurgul

Spacenuke Spacenuke Facebook Facebook Twitter Twitter FriendFeed FriendFeed

Konuya Cevap Yaz